EVAR ve TEVAR nedir?
Aort anevrizmalarının tedavisinde son zamanlarda endovasküler yöntem (ameliyatsız anevrizma tamiri) seçeneğini sıklıkla duymaktayız. Bu yöntem ülkemizde de birçok merkezde uygulanmaktadır. Burada hastanın kasığından yapılan bir insizyon vasıtasıyla aort damarı içine ince bir kateter yerleştirilir. Daha sonra bu kateter vasıtasıyla, endovasküler suni damar adı verilen, ince çelik bir kafes (stent) üzerine giydirilmiş suni damar anevrizma bölgesine ilerletilerek her iki uçta normal doku olacak şekilde yerleştirilir. Böylece kanın anevrizma kesesi ile ilişkisi tamamen kesilmiş olur. Vücudun herhangi bir boşluğu açılmadığı için işlem hastalar tarafından kolaylıkla tolere edilir.
Hangi hastalara uygulanmalıdır?
Anevrizmanın başlı başına varlığı hem hastayı hem de onu izleyen doktorları alarma geçirmelidir. Anevrizma belli bir büyüklüğe ulaşmadan önce teşhis edilmişse genellikle yapılması gereken şey hastanın tıbbi tedavisini düzenlemek ve belirli aralıklarla anevrizma büyüklüğünü ölçmektir. Anevrizmalarda mutlak tedavi için (cerrahi ya da endovasküler) anevrizmanın yerleşim yerine göre farklı çap artışı kriteri olmasına karşın ortalama 5 cm eşik değer olarak kabul edilir. Bu eşik değeri aşan anevrizmalar mutlaka tedavi edilmelidir. Bu durumda hastanın yaşı, anevrizmanın şekli ve büyüklüğü, hayati organları besleyen damarlara olan mesafesi, hastanın genel fiziksel durumu, anevrizmanın yanı sıra ek hastalığı olup olmaması, akciğerlerinin performansı gibi hastaya ait parametreler, hangi seçeneğin hasta için daha uygun olacağına karar verilmesine yardımcı olur. Seçenekler hasta ile konuşularak, hasta için en uygun tedavi şekline karar verilir.
EVAR ve TEVAR nasıl yapılır?
Uygun hasta seçimi ve yapılacak işlemin planlanması girişimde belirleyici olan temel faktördür. Bu nedenle, girişim öncesi bu yöntemin mevcut anevrizmanın tedavisi için uygun olup olmadığını değerlendirmek üzere üç boyutlu bilgisayarlı tomografi istenir ve anjiyografi yapılır.

Kasık bölgelerinden birine veya her ikisine yapılan küçük insizyonlarla kasıktaki atardamara ulaşılır. Bu atardamardan damar içine yerleştirilen teller ve kateterler vasıtasıyla endovasküler suni damar anevrizma bölgesine ulaştırılır. Bu işlemler, işlem esnasında kullanılan tellerin ve endovasküler greftlerin görüntülenebilmesi amacıyla röntgen cihazı kullanılarak yapılır. Anevrizma bölgesinin her iki ucundaki sağlam bölgeyi içerecek şekilde endovasküler suni damar anevrizma içinde açılarak, anevrizma kesesinin normal kan akışı ile bağlantısı kesilir. Endovasküler suni damar yapısal olarak her iki ucunda bulunan çelik kancalar ve gövdesi boyunca içerdiği stent vasıtasıyla damar duvarına tutunur. Böylece anevrizmalarda en çok korktuğumuz ve hastanın ölümüne neden olan yırtılma riskinin önüne geçilmesi amaçlanır.
İşlem sonrası
İşlemden sonra kontroller için hasta bir süre hastanede izlenir. Bir süre ağır şeylerin (2-3 kilodan fazla) kaldırılmaması gerekir. Hastanede izlem süresi, araba kullanmaya ve günlük işlere dönüş kişiye ve yapılan işleme göre değişir; muayenede ayrıntılı konuşulur.
İzlem
Endovasküler girişimler sonrasında suni damarın tutunduğu yerden kayması ve suni damarın etrafına kan akımının yeniden başlaması (endoleak), suni damarda enfeksiyon olması ya da suni damarın bacaklarından birinin tıkanması gibi “komplikasyon” adı verilen istenmeyen olaylar gelişebilir. Bu nedenle hastalar yaşamları boyunca belli aralıklarla kontrole gelmelidirler.
Bu yöntem son 10-15 yıldır yaygın olarak kullanılan bir yöntem olduğu için, uzun dönem sonuçları hakkında bilgiler zaman geçtikçe artmaktadır. Hastalar işlem sonrasında genellikle normal bir yaşam sürmektedirler. Bununla birlikte, anevrizma gelişimine neden olan etkenlerin kalp damar hastalıklarına da neden olduğu bilindiği için, hastalar yaşamlarını sağlıklı bir yaşam biçimine adapte etmeli, sigarayı bırakmalı ve düzenli egzersiz yapmalıdırlar.